Kuran Neden Sadece Araplara İndi? Kayseri’de Bir Gece Başlayan İçsel Yolculuğum
Defterimin Sayfalarında Kalan Bir Soru
Kayseri’de kışın kendini iyice hissettirdiği bir akşamdı. Penceremin kenarında oturmuş, elimde yıllardır kullandığım eski günlük defterimle sessizce dışarıyı izliyordum. Erciyes’in beyaz örtüsü uzaktan görünüyordu. Şehrin sokaklarında insanlar telaşla evlerine dönüyor, dükkânların ışıkları birer birer kapanıyordu.
O gece içimde garip bir ağırlık vardı. Bazen insanın aklına bir soru düşer ve o soru sadece zihninde kalmaz; kalbinin bir köşesine yerleşir. Benim için de öyle olmuştu.
Defterimin boş bir sayfasına şu cümleyi yazdım:
“Eğer Kuran bütün insanlığa gönderildiyse neden Arapça indi?”
Bu soruyu yazarken kendimi biraz mahcup, biraz da meraklı hissediyordum. Çünkü bu, inancımı sorgulamak için sorduğum bir soru değildi. Tam tersine, daha iyi anlamak istediğim için içimde büyüyen bir arayıştı. İnsan bazen değer verdiği şeyleri daha yakından tanımak ister. Ben de Kuran’ın mesajını, tarihini ve insanlara ulaşma şeklini anlamaya çalışıyordum.
O gece defterime uzun uzun yazdım. İçimdeki heyecanı da, kafamdaki karışıklığı da saklamadım.
Bir Çay Sohbetiyle Başlayan Cevap Arayışı
Merhaba Yahu ziyaretçileri! Günümüzün konusu: “Kuran neden sadece Araplara indi”. Hazırsanız başlayalım!
Büyüklerimizin Sözlerinde Saklı Bir Bakış
Ertesi gün dedemle oturup çay içerken bu konuyu açtım. Dedem sakin bir insandı. Acele cevap vermezdi. Önce düşünür, sonra konuşurdu. Onun bu hali bana her zaman güven vermiştir.
“Dede,” dedim, “hiç düşündün mü? Kuran neden Arapça indi? Neden başka bir dil değil?”
Dedem çayından bir yudum aldı ve pencerenin dışına baktı.
“Bir kitap önce bir topluma ulaşır, sonra bütün insanlara seslenebilir,” dedi.
Bu cümle o anda aklımda kaldı.
Bana göre o güne kadar meseleye sadece şu açıdan bakmıştım: “Neden Arapça?” Ama belki de asıl soru şuydu: “Bir mesaj insanlara nasıl ulaşır?”
Bir insan kendi anlamadığı bir dille ilk karşılaştığı şeyi nasıl kavrayabilirdi? Bir topluma yeni bir çağrı geldiğinde, o toplumun dilinde olması doğal değil miydi?
O an içimde küçük bir aydınlanma hissettim. Çünkü bir mesajın belirli bir dilde başlaması, sadece o dili konuşan insanlara ait olduğu anlamına gelmiyordu.
Dilin Bir Engel Değil, İlk Kapı Olması
O gece eve döndüğümde yine günlüğümü açtım.
“Belki de ben kapıya bakıp içeriyi görmeye çalışıyordum,” diye yazdım.
Kuran’ın Arapça inmesinin sebeplerinden biri, ilk muhataplarının Arap toplumunda olmasıydı. Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed’in yaşadığı toplum Arapça konuşuyordu. İnsanlara anlatılan mesajın onların anlayacağı bir dilde olması gerekiyordu.
Bir düşününce bunu günlük hayatta da görüyoruz. Bir öğretmen öğrencilere ders anlatırken onların anlayacağı bir dil kullanır. Bir anne çocuğuna sevgisini onun anlayabileceği kelimelerle gösterir. Bir insan karşısındakine ulaşmak istiyorsa önce onun anlayabileceği bir kapı bulur.
Kuran’ın Arapça olması da böyle bir başlangıçtı.
Ama beni en çok etkileyen nokta şuydu: Arapça inmiş olması, mesajın Araplarla sınırlı kaldığı anlamına gelmiyordu.
Küçük Bir Kütüphane, Büyük Bir Düşünce
Kayseri’de Sessiz Bir Öğleden Sonra
Birkaç gün sonra Kayseri’de küçük bir kütüphaneye gittim. Yağmur hafif hafif yağıyordu. İnsanların sessizce kitap okuduğu o ortam bana her zaman huzur vermiştir.
Rafların arasında dolaşırken farklı dillerde yazılmış kitapları gördüm. İngilizce, Almanca, Fransızca, Arapça ve daha birçok dil…
O anda şunu düşündüm:
Bir kitabın değeri sadece yazıldığı dille mi ölçülür?
Elimde Türkçe bir kitap vardı. Eğer bu kitap başka bir dilde yazılmış olsaydı, ben yine onu öğrenmeye çalışabilirdim. Çünkü önemli olan sadece kelimeler değil, kelimelerin taşıdığı anlamdı.
Kuran da tarih boyunca farklı milletler tarafından okunmuş, anlaşılmaya çalışılmış ve farklı dillere çevrilmiştir. Arapça orijinal metnin korunması açısından önemli bir yere sahipken, insanların kendi dillerinde anlamaya çalışmaları da bu mesajın dünyaya ulaşmasının bir parçası olmuştur.
O gün kütüphaneden çıkarken içimdeki eski soru tamamen kaybolmamıştı ama yerini daha güzel bir duyguya bırakmıştı.
Merak.
Ve merak bazen insanı cevaptan daha değerli bir yere götürür.
Kuran Neden Arapça İndi? Kalbimde Oluşan Cevap
İlgili Yazımız: Osmanlı padişahları neden kavuk takar ?
Tarih, Dil ve İnsanların Anlayışı
Kuran’ın neden Araplara indiği sorusunun içinde aslında iki farklı konu vardır. Birincisi, neden Arapça indiği; ikincisi ise neden ilk olarak Arap toplumuna gönderildiğidir.
Öncelikle Kuran’ın Arapça inmesinin temel sebebi, ilk muhatapların Arapça konuşmasıdır. Bir peygamber gönderildiği toplumun diliyle konuşur. İnsanlara ulaşacak bir mesajın anlaşılır olması gerekir.
Eğer Arap toplumuna başka bir dilde bir kitap gönderilseydi, insanlar önce dili öğrenmek zorunda kalacaktı. Bu da mesajın anlaşılmasını zorlaştırabilirdi.
Ancak burada önemli olan nokta şudur: Bir mesajın ilk adresi, onun son adresi değildir.
Bir mektup düşünün. Bir kişiye yazılmış olabilir ama içindeki anlam birçok insana dokunabilir. Bir şiir belli bir zamanda yazılmış olabilir ama yıllar sonra başka insanların kalbine ulaşabilir.
Kuran’ın da belirli bir zamanda, belirli bir toplum içinde ortaya çıkması; onun mesajının sadece o topluma ait olduğu anlamına gelmez.
İlk Anda Hissettiğim Hayal Kırıklığı
Bunu ilk düşündüğümde içimde küçük bir hayal kırıklığı oluşmuştu. Çünkü aklımdan şu geçmişti:
“Eğer bütün insanlara gönderildiyse neden herkesin anlayacağı bir dilde inmedi?”
Bu düşünceyi kendime itiraf etmekten çekinmedim. Çünkü bazen insanın içindeki sorulara dürüstçe bakması gerekir.
Ama sonra fark ettim ki dünyada zaten bütün insanların aynı dili konuştuğu bir dönem hiç olmamıştı. İnsanlık farklı dillerle, farklı kültürlerle yaşamıştı.
Eğer Kuran başka bir dilde inseydi, bu kez başka bir toplum aynı soruyu sorabilirdi.
“Peki neden bizim dilimiz değil?”
Asıl mesele dilin kendisi değil, mesajın insanlara ulaşmasıydı.
Bu düşünce içimde büyük bir rahatlama oluşturdu.
Bir Gece Daha, Bir Farklı Bakış Daha
Günlüğümdeki Son Not
Aradan birkaç hafta geçti. Yine aynı pencerenin önünde oturuyordum. Aynı şehir, aynı sokaklar, aynı Erciyes manzarası…
Ama ben aynı kişi değildim.
Çünkü bazen insanın değişmesi için büyük olaylar yaşaması gerekmez. Bazen tek bir soru bile insanın dünyaya bakışını değiştirebilir.
Defterimi açtım ve şunları yazdım:
“Kuran’ın Arapça inmesi, insanları ayırmak için değil; bir topluma anlaşılır şekilde ulaşmak içindi. Dil bir başlangıçtı, hedef ise insanlıktı.”
Bu cümleyi yazarken içimde huzur vardı.
Çünkü artık olaya sadece dışarıdan bakmıyordum. Bir mesajın önce bir kalbe, sonra başka kalplere ulaşmasını anlamaya başlamıştım.
Kuran’ın Mesajı Sadece Bir Millete Ait Değildir
İnsanları Birleştiren Ortak Çağrı
Bana göre bu konunun en etkileyici tarafı burada ortaya çıkıyor.
Kuran’ın indiği dönem Arap yarımadasındaki belirli bir toplumdu. Ancak mesajının konusu sadece o toplumun yaşamı değildi. İnsan, ahlak, adalet, merhamet, sabır ve iyilik gibi herkesin hayatına dokunan konular üzerineydi.
Bugün dünyanın farklı yerlerinde milyonlarca insan Kuran’ı kendi dillerinde anlamaya çalışıyor. Türkçe, İngilizce, Fransızca ya da başka dillerde yapılan açıklamalar insanların bu mesajla bağ kurmasına yardımcı oluyor.
Bir insanın kalbine ulaşan şey sadece kelimenin dili değildir. Bazen bir anlam, tercüme yoluyla da insana ulaşabilir.
Kayseri’de o soğuk gecede sorduğum soru bana şunu öğretti:
Bazen bir şeyin nerede başladığına değil, nereye ulaştığına bakmak gerekir.
Son Söz: Soruların Bizi Yaklaştırdığı Yer
Hayatım boyunca birçok soru sordum. Bazıları cevaplandı, bazıları hâlâ zihnimde duruyor. Ama şunu öğrendim: İnançla ilgili sorular her zaman uzaklaştırmaz. Bazen insanı daha derin düşünmeye, daha samimi bir bağ kurmaya yönlendirir.
“Kuran neden sadece Araplara indi?” sorusu da benim için böyleydi.
Başta kafamı karıştıran bu soru, zamanla bana farklı bir bakış kazandırdı. Kuran’ın Arapça inmesi, onun sadece Araplara ait olduğu anlamına gelmiyordu. İlk insanlara kendi dilleriyle ulaşan bir mesajın, zaman içinde bütün insanlığa seslenmesi mümkündü.
O gece günlüğümün sonuna şu cümleyi yazdım:
“Bazı cevaplar sadece aklımızı değil, kalbimizi de aydınlatır.”
Ve ben hâlâ o eski defteri saklıyorum. Çünkü içinde sadece bir sorunun cevabı değil, bir insanın anlamaya çalışırken çıktığı küçük bir yolculuk var.
Bu içeriğimizin sonuna geldik. Yahu olarak “Kuran neden sadece Araplara indi” hakkındaki sorularınızı yorumlarda paylaşabilirsiniz.