İnsan İnsanları Neden Rüyasında Görür?
Merhaba arkadaşlar! Bu içerikte “İnsan insanı neden rüyasında görür” ile ilgili en güncel bilgileri sizlerle paylaşacağız.
Kayseri’de sonbahar başka geliyor. Özellikle akşamüstü. Güneş Erciyes’in arkasına çekilirken sokakların üstüne çöken o turuncu sessizlik var ya… insanın içine işliyor. O saatlerde nedense hep eski defterlerimi açıyorum. Çocukluğumdan beri tuttuğum günlükler. Kenarları kıvrılmış, bazı sayfaları kahve lekeli, bazı cümleleri gözyaşıyla dağılmış.
Geçen hafta yine öyle bir akşamdı.
Dışarıda hafif yağmur vardı. Pencereyi araladığımda toprağın kokusu odama doldu. Telefon sessizdeydi. Kimseyle konuşmak istemiyordum. Çünkü insan bazı günler kalabalığa değil, kendi içine çekiliyor. Ben de yatağın üzerine yayıp eski günlüklerimi okumaya başladım.
Bir sayfada uzun uzun ondan bahsetmişim.
Üç yıl önce hayatımdan çıkan birinden.
İsmini görünce bile içimde ince bir sızı oluştu. O an fark ettim… Ben onu unutmaya çalışırken bile rüyalarım unutmamıştı.
Ve o gece yine onu gördüm.
Rüyamda Karşıma Çıktığı An
Rüyada Kayseri’nin eski mahallelerinden birindeydik. Hani taş duvarlı evlerin olduğu sokaklar vardır ya… Çocukluğumun geçtiği yerlere benziyordu. Hava soğuktu ama insanın içini yakan türden bir soğuk değildi. Daha çok özlem gibi bir şeydi.
Karşımda duruyordu.
Hiç konuşmadan bana bakıyordu sadece.
Rüyalarda insanların gözleri gerçek hayattakinden daha anlamlı oluyor galiba. Çünkü orada saklanacak hiçbir şey kalmıyor. Gerçek hayatta gurur var, mesafe var, kırgınlık var. Ama rüyada sadece duygu kalıyor.
Yanına yürüdüm.
“Niye gittin?” diye sordum.
Sesim o kadar kırılmıştı ki rüyamda bile boğazım düğümlendi.
Cevap vermedi.
Sadece yüzüme baktı.
İnsan bazen cevapsız kalan şeyleri yıllar sonra bile içinde taşıyor. Ben bunu o gece çok net hissettim. Uyandığımda saat sabahın dördüydü. Kalbim hızlı hızlı atıyordu. Bir süre tavana baktım.
Sonra kendime şu soruyu sordum:
İnsan insanı neden rüyasında görür?
Gerçekten neden?
Unutamadığı için mi?
Özlediği için mi?
Yoksa yarım kalan şeyler insanın bilinçaltında sessizce yaşamaya devam ettiği için mi?
Sabahın Dördünde Yazılan Günlükler
Uyuyamadım.
Mutfağa gidip kendime çay koydum. Kayseri geceleri sessiz olur. Özellikle o saatlerde şehir sanki nefesini tutuyor gibi geliyor bana. Pencereden dışarı baktım. Sokakta tek bir insan yoktu.
Masaya oturup günlüğümü açtım.
Şunu yazmışım:
“Bir insanı unutmak neden bu kadar zor? Neden bazı insanlar hayatımızdan çıksa bile rüyalarımızdan çıkmıyor?”
Yazarken gözlerim doldu.
Çünkü ben güçlü biri gibi görünmeyi beceriyorum belki ama içimde çok şey biriktiriyorum. İnsanlara belli etmemeye çalışıyorum bazen ama geceleri her şey ortaya çıkıyor.
Bence rüyalar biraz da insanın susturduğu duyguların sesi.
Gündüz aklımız mantıklı davranıyor. “Geçti artık” diyoruz. “Unuttum” diyoruz. Ama gece olunca kalp konuşmaya başlıyor.
Ve kalp hiçbir şeyi unutmuyor.
Bir İnsanı Özlemek Sessiz Bir Şeymiş
Eskiden özlemenin daha dramatik bir şey olduğunu düşünürdüm. Ağlamak, şarkılar dinlemek, sürekli fotoğraflara bakmak falan…
Ama büyüyünce anladım ki gerçek özlem çok sessiz yaşanıyor.
Mesela markette onun sevdiği çikolatayı görünce bir an duraksamak.
Kalabalıkta birinin sesini ona benzetmek.
Soğuk havalarda aklına düşmesi.
Ya da durup dururken rüyanda görmek.
En kötüsü de ne biliyor musun?
Rüyada her şey gerçek gibi geliyor.
Uyandığında yaşadığın hayal kırıklığı insanın içine oturuyor.
Çünkü birkaç saniyeliğine gerçekten geri dönmüş sanıyorsun.
Ben bunu defalarca yaşadım.
Bir keresinde rüyamda birlikte Erciyes’e çıkmıştık. Kar vardı her yerde. Ellerimiz buz olmuştu ama mutluyduk. Kahve içiyorduk. Gülüyordu. O kadar gerçekti ki…
Uyandığımda yastığımın ıslandığını fark ettim.
İnsan bazen sadece bir rüyaya bile yas tutabiliyor.
Belki de Rüyalar Yarım Kalan Hislerin Evidir
Bence insan en çok içinde tamamlayamadığı şeyleri rüyasında görüyor.
Söylenemeyen cümleleri.
Yarım kalan vedaları.
Geç kalınmış sarılmaları.
Ben ona hiçbir zaman gerçekten kırıldığımı anlatamadım mesela. Güçlü görünmeye çalıştım. “Sorun değil” dedim. “Mutlu ol yeter” dedim.
Ama değildi işte.
Sorundu.
Canım yanmıştı.
Hem de çok.
İnsan bazen karşısındakine söyleyemediği her şeyi yıllarca kendi içinde taşıyor. Sonra o duygular gece olup rüyalara karışıyor.
Belki de bu yüzden bazı insanlar sürekli aynı kişiyi görüyor rüyasında.
Çünkü kalp kapanışı kendi başına yapamıyor.
Otobüste Onu Hatırladığım Gün
Geçen ay üniversiteden bir arkadaşımla buluşmak için şehir merkezine gidiyordum. Otobüste cam kenarında oturuyordum. Hava kapalıydı. Kulaklığımda eski bir şarkı çalıyordu.
Bir anda yanıma biri oturdu.
Parfümü ona benziyordu.
İnanır mısın, bir an kalbim sıkıştı.
İnsan hafızası çok acayip. Bazı kokular yıllar öncesini tek saniyede geri getiriyor. O an yine onu düşündüm. Sonra akşam eve geldim.
Ve yine rüyamda gördüm.
Bazen insan gerçekten tesadüf diye bir şey var mı diye düşünüyor.
İnsan Kalbinden Tam Olarak Çıkaramadığını Rüyasında Görüyor
Ben artık buna inanıyorum.
Çünkü bazı insanlar unutulmuyor. Hayat devam ediyor evet. Yeni insanlar tanıyorsun. Yeni alışkanlıklar ediniyorsun. Gülüyorsun. Hatta bazen gerçekten iyi hissediyorsun.
Ama geceleri bilinçaltının sakladığı çekmeceler açılıyor.
Orada hâlâ onların sesi duruyor.
Bir bakışı.
Bir mesajı.
Bir vedası.
Ve insan bunu kontrol edemiyor.
En çok da umut duygusu yoruyor galiba. Çünkü rüyada onu görünce içinin küçücük bir yerinde hâlâ “Acaba?” diyen bir ses oluyor.
Ben o sesten çok yoruldum.
Ama tamamen susturamadım da.
Annemin Söylediği Bir Söz
Bir gün anneme anlattım bunu.
“Anne,” dedim, “İnsan neden sürekli birini rüyasında görür?”
Çayı karıştırdı önce. Sonra bana baktı.
“Kalbinin konuşmak istediği insanlar vardır,” dedi. “İnsan onları unutsa bile kalbi unutmaz.”
O cümle günlerce aklımdan çıkmadı.
Çünkü gerçekten doğruydu.
Bazı insanlar akıldan çıkıyor belki ama kalpten çıkmıyor.
Ve insanın kalbi bazen geceleri kendi yolunu buluyor.
Belki de Rüyalar Vedalaşamadığımız İnsanlarla Son Buluşmadır
Bu düşünce beni hem rahatlatıyor hem üzüyor.
Çünkü bazı insanlarla gerçek hayatta bir daha konuşamayacağını biliyorsun. Hayat yolları ayırıyor. Gurur giriyor araya. Mesafeler büyüyor.
Ama rüyalar…
Orada hâlâ görüşebiliyorsun.
Belki birkaç saniyeliğine.
Belki sadece bir bakış kadar.
Ama yine de görüyorsun.
Ben artık her rüyadan sonra ağlamıyorum eskisi gibi. Çünkü zaman insana acıyla yaşamayı öğretiyor. Ama hâlâ içimde ince bir boşluk hissediyorum bazen.
Özellikle yağmurlu gecelerde.
Özellikle eski şarkılar çalarken.
Özellikle yalnız kaldığımda.
Bugün Günlüğüme Şunu Yazdım
Benzer Konular: İngiltere'de en çok hangi ırk var ?
“Bazı insanlar hayatımıza kısa süreliğine geliyor ama etkileri yıllarca sürüyor. İnsan onları unutmaya çalışsa bile kalbin bir köşesi hep açık kalıyor. Belki de bu yüzden rüyalar var. İnsan gündüz susturduğu duygularla gece yeniden karşılaşsın diye.”
Yazdıktan sonra uzun süre deftere baktım.
Sonra pencereyi açtım.
Kayseri’nin serin akşam havası içeri doldu. Uzakta bir köpek havlıyordu. Sokak lambaları sarı sarı yanıyordu.
İçimde garip bir huzur vardı.
Çünkü ilk kez şunu kabul ettim:
Bazı insanlar geçip gitmiyor.
Sadece insanın içinde başka bir yere taşınıyor.
Ve bazen geceleri, rüya olup geri geliyorlar.
Yahu sayfamızı ziyaret ettiğiniz için teşekkürler. “İnsan insanı neden rüyasında görür” hakkındaki düşüncelerinizi bizimle paylaşın!