Merhaba Yahu okurları! Bugün sizlerle “Evlatlık alınan bebek emzirilir mi” konusunu ele alacağız.
Yahu olarak her zaman en iyi içeriği sunmak için çalışıyoruz. “Evlatlık alınan bebek emzirilir mi” konusunda daha fazlası için takipte kalın!
Evlatlık alınan bebek emzirilir mi? Üzerine İzmir sıcağında fazla düşünen birinin iç konuşmaları
İlginizi Çekebilecek İçerik: Evdeki su basıncı nasıl yükseltilir ?
İzmir’de Temmuz sıcağı var ya… Hani asfalt bile “ben bugün çalışmıyorum” der gibi parlıyor. Ben de o an gölgede oturmuş, elimde soğuk kahve, kafamda ise dünyanın en garip sorularından biri dönüyor: Evlatlık alınan bebek emzirilir mi?
Şimdi bunu dışarıda yüksek sesle sorsam muhtemelen yan masadaki amca çayını ters yutar, garson da “abi bir çay daha mı?” diye değil de “bir doktora mı ihtiyacın var?” diye sorar. Ama insanın kafası böyle şeylere takılıyor işte. Hele benim gibi hem fazla düşünen hem de bunu saklamayı beceremeyen biriysen, sıradan bir soru bile iç monoloğa dönüşüyor.
Bir anda başlayan “bunu kim düşündü acaba?” döngüsü
Geçen gün arkadaş grubunda oturuyoruz. Konu nereden açıldı hatırlamıyorum ama biri “anne sütü bağları çok önemli” dedi.
Ben de içimden:
“Tamam… güzel… mantıklı…”
Sonra beynim araya girdi:
“Evlatlık alınan bebek emzirilir mi?”
Ve işte o an… sessizlik.
Arkadaşım baktı:
— Ne düşündün yine?
Ben:
— Hiç… yani… genel sağlık şeyleri…
Ama iç sesim:
“Genel sağlık şeyleri mi? Sen direkt insanlık tarihinin en hassas konularına ışınlandın.”
Emzirme meselesine bilimsel bakış ile mahalle yorumu arasında sıkışmak
Bir yanda biyoloji var. Anne sütü denen şey, sadece besin değil; bağışıklık sistemi, bağ kurma, duygusal temas falan derken iş büyüyor. Diğer yanda ise bizim mahalle kültürü:
“Emzirir tabii canım, çocuk sonuçta.”
Ama mesele o kadar düz değil. Özellikle Evlatlık alınan bebek emzirilir mi? sorusu gündeme gelince işin içine hem duygusal hem etik hem de tamamen pratik taraflar giriyor.
Ben bunu düşünürken kendimi bazen Ege Üniversitesi kampüsünde mikrofon uzatılmış gibi hissediyorum:
— Sizce emzirme nedir?
Ben:
— Şey… sevgi?
Hocam araya girer:
— Otur.
İzmir’de annelik, babalık ve “fazla düşünme sendromu”
İzmir’de insanlar genelde rahat görünür ama herkesin içinde ayrı bir düşünce trafiği var. Ben mesela sabah simit alırken bile şunu düşünüyorum:
“Bu simidi yapan fırıncı acaba gece kaçta kalktı?”
Şimdi bu zihinsel yapı Evlatlık alınan bebek emzirilir mi? gibi bir soruyla karşılaşınca direkt turbo moda geçiyor.
Bir arkadaşım var, çok net biridir. Ona sordum:
— Sence evlatlık bebek emzirilir mi?
Direkt cevap:
— Emziren emzirir, emzirmeyen emzirmez.
Ben:
— Bu… fazla basit olmadı mı?
O:
— Hayat bazen basit.
Ben içimden:
“Hayır, benim beynim buna izin vermez.”
İç sesle yapılan tartışma: ben vs ben
İçimde iki kişi var gibi:
Biri:
“Bebek ihtiyaçsa, sevgi varsa, neden olmasın?”
Diğeri:
“Dur bir dakika… biyolojik bağ, süt üretimi, psikolojik süreçler…”
İkisi tartışıyor, ben dışarıdan izliyorum.
Sonra üçüncü bir ses giriyor:
“Abi siz niye bu kadar büyüttünüz?”
İşte o ses genelde aç kalmış olan tarafım oluyor.
“Evlatlık alınan bebek emzirilir mi?” sorusunun sosyal yankısı
Bu soruyu sosyal ortama saldığınızda iki tip insan çıkıyor:
Birinci grup:
“Tabii ki emzirilebilir, sevgi her şeydir.”
İkinci grup:
“Bunun tıbbi boyutu var, doktor ne diyor?”
Üçüncü grup (ben):
“Ben bunu neden düşündüm?”
Ve işin komiği, herkes kendi açısından haklı. Ama kimse yüksek sesle “ben emin değilim” demiyor. Çünkü toplumda “emin değilim” demek, sanki Wi-Fi şifresini unuttuğunu itiraf etmek gibi.
Gerçek hayat sahnesi: market reyonunda varoluş krizi
Geçen gün marketteyim. Süt reyonunun önündeyim. Bir yanda normal sütler, bir yanda laktozsuzlar, bir yanda bitkisel sütler.
Tam o an beynim:
“İnsan sütü… anne sütü… evlatlık bebek…”
Kendi kendime:
“Abi sen ne yapıyorsun burada?”
Yanımdaki teyze bana bakıyor. Muhtemelen yüzümde “ben şu an süt felsefesi yapıyorum” ifadesi var.
Teyze:
— Oğlum taze süt mü arıyorsun?
Ben:
— Aslında… biraz daha karmaşık.
Teyze direkt uzaklaştı.
Bağ kurmak meselesi: süt mü, sevgi mi, zaman mı?
İşin özüne gelince mesele sadece emzirme değil. Evlatlık alınan bebek emzirilir mi? sorusu aslında şunu da sorgulatıyor: bağ nasıl kurulur?
Bir bebek için dünya zaten yeni ve kafa karıştırıcı. Sesler, kokular, yüzler… Her şey yabancı. Emzirme ise bazı durumlarda sadece beslenme değil, bir temas biçimi.
Ama ben bunu düşünürken bile İzmir trafiğinde sinyal vermeyen sürücüler gibi dağılıyorum:
“Bağ kurmak… evet… ama trafik de var… ama psikoloji de var… ama hayat…”
Kafamın içinde mini panel tartışması
Panel 1:
— Biyolojik bağ önemlidir.
Panel 2:
— Psikolojik bağ daha önemlidir.
Panel 3:
— Açım.
Ben:
— Lütfen herkes sakin olsun.
Arkadaş ortamında “fazla düşünen kişi” olmanın bedeli
Arkadaş grubunda birisi bir şey sorunca bazen cevap vermeden önce 12 farklı senaryo düşünüyorum.
Mesela:
— Evlatlık alınan bebek emzirilir mi?
Benim beynim:
1. Tıbbi yön
2. Psikolojik yön
3. Toplumsal algı
4. Aile dinamikleri
5. “Bunu şimdi söylesem garip olur mu?”
Sonuç:
— Şey… yani… değişir?
Arkadaşlar:
— Ne değişir?
Ben:
— Her şey…
Ve konu kapanır.
İzmir sahilinde düşünce yürüyüşü
Bazen kafamı dağıtmak için sahile inerim. Dalga sesi insanı sakinleştirir derler ya… bende tam tersi.
Dalga:
“Şşşş”
Ben:
“Evlatlık alınan bebek emzirilir mi?”
Martı:
“Gak”
Ben:
“Bence o da bilmiyor.”
Sonuca varmadan devam eden düşünce
Şunu fark ettim: bazı soruların net bir “tek cümlelik” cevabı yok. Evlatlık alınan bebek emzirilir mi? sorusu da bunlardan biri. Çünkü işin içinde hem tıp var, hem duygu var, hem de tamamen insan olma hali var.
Benim gibi fazla düşünen biri için bu tarz sorular bazen zihinsel bir salıncak oluyor. Bir ileri bir geri… ama hiç durmadan.
Finale bağlamaya çalışıp yine dağılan zihin
Şu an bile yazarken kafamın bir köşesi diyor ki:
“Bunu fazla mı uzattın?”
Diğer köşe:
“Hayır, daha da düşün.”
Ortadaki ben:
“Arkadaşlar lütfen…”
Ama şunu kabul ediyorum: insanın bazı sorularla boğuşması garip değil, sadece çok insani. Ve belki de en komik tarafı, en ciddi soruların bile en sıradan anlarda akla gelmesi.
Mesela markette süt reyonu. Ya da İzmir’de bir yaz akşamı. Ya da arkadaş grubunda kimsenin önemsemediği bir sohbetin ortası.
Ve ben yine içimden geçiriyorum:
“Evlatlık alınan bebek emzirilir mi?”
Sonra kahvemi alıp bir yudum içiyorum ve hayat devam ediyor.