Merhabalar! Yahu olarak “Birini olduğu gibi kabul etmek nedir” konusunda aklınızdaki soruları yanıtlamak için buradayız.
Birini Olduğu Gibi Kabul Etmek Nedir? İnsanları Değiştirmeden Anlamanın Hikâyesi
Çocukken insanların neden birbirinden farklı olduğunu pek anlayamazdım. Mahallede birlikte büyüdüğüm çocukların bazıları çok konuşkan, bazıları sessiz, bazıları ise sürekli yeni şeyler denemeye meraklıydı. Ben daha çok gözlemleyen taraftaydım. Ankara’daki eski apartmanımızın önünde saatlerce oturup insanların davranışlarını izlerdim. Kimin neden kızdığını, neden sustuğunu, neden bazı şeylere diğerlerinden daha fazla önem verdiğini merak ederdim.
Yıllar sonra ekonomi okurken ve veri analizleriyle uğraşmaya başladığımda şunu fark ettim: Rakamlar bize insanların davranışları hakkında çok şey anlatabilir ama bir insanın iç dünyasını tamamen açıklayamaz.
Birini olduğu gibi kabul etmek nedir sorusunun cevabını da aslında zaman içinde öğrendim. Bu, bir insanın bütün davranışlarını onaylamak veya yaptığı her şeyi doğru bulmak değildir. Birini olduğu gibi kabul etmek; onun karakterini, düşüncelerini, geçmişini, güçlü ve zayıf yönlerini görerek ona saygı duymaktır.
İnsanları değiştirmeye çalışmadan önce anlamaya çalışmaktır.
Birini Olduğu Gibi Kabul Etmek Nedir? Çocukluktan Kalan Bir Ders
Çocukluk yıllarımda sınıfımızda herkesin farklı bir özelliği vardı. Bir arkadaşım matematikte çok başarılıydı ama insanların önünde konuşurken zorlanırdı. Başka bir arkadaşım ise derslerde çok başarılı değildi ama herkesin moralini yükselten bir enerjisi vardı.
O zamanlar bazı çocuklar diğerlerini kendi ölçülerine göre değerlendirirdi. Sessiz olanlara “sıkıcı”, hata yapanlara “başarısız”, farklı düşünenlere ise “garip” denirdi.
Ben de zaman zaman bu düşüncelerin etkisinde kalırdım. Çünkü insanlar genellikle kendilerine benzeyen kişileri daha kolay kabul eder. Farklılıklar bazen bizi rahatsız eder.
Ancak büyüdükçe fark ettim ki insan ilişkilerindeki en büyük sorunlardan biri, karşımızdaki kişiyi olduğu haliyle görmek yerine kafamızdaki bir kalıba uydurmaya çalışmamızdır.
Bir arkadaşımız daha fazla ilgi göstersin isteriz. Ailemiz bizim seçtiğimiz yolu takip etsin isteriz. İş arkadaşımız bizim çalışma tarzımıza uygun davransın isteriz.
Fakat herkesin kendi hikâyesi vardır.
İnsanları Kabul Etmek ile Onaylamak Arasındaki Fark
Birini olduğu gibi kabul etmek nedir sorusuna cevap verirken en çok karıştırılan noktalardan biri kabul etmek ile onaylamaktır.
Kabul etmek, “Senin yaptığın her şey doğru” demek değildir.
Örneğin bir arkadaşınız sürekli geç kalıyorsa, bu davranışın sizi rahatsız ettiğini söyleyebilirsiniz. Onu kabul etmek, bu davranışı görmezden gelmek anlamına gelmez. Sadece arkadaşınızın tek bir hatadan ibaret olmadığını anlamaktır.
İnsanları sadece yaptıkları yanlışlarla değerlendirmek, onları eksik tanımaktır.
Ekonomi eğitimi alırken davranışsal ekonomi derslerinde insanların kararlarının yalnızca mantıkla açıklanamayacağını öğrendim. İnsanların geçmiş deneyimleri, duyguları ve çevreleri kararlarını etkiliyor.
Ekonomistlerin de incelediği gibi insan davranışları çok katmanlıdır. Bir kişinin bugün sergilediği davranışın arkasında yıllarca oluşmuş alışkanlıklar, korkular veya beklentiler olabilir.
Bu yüzden bir insanı anlamak için sadece görünen davranışına bakmak yeterli değildir.
İş Hayatında Birini Olduğu Gibi Kabul Etmek
Üniversiteden mezun olduktan sonra Ankara’da çalışmaya başladığım ilk yıllarda bunu daha net gördüm. İş ortamında farklı karakterlerle karşılaşıyordum.
Bir ekip arkadaşım vardı. Çok sessizdi. Toplantılarda fazla konuşmaz, genellikle not alırdı. İlk zamanlarda onun ilgisiz olduğunu düşünmüştüm.
Sonra bir gün birlikte çalışmamız gereken önemli bir proje oldu. O güne kadar fark etmediğim bir özelliğini gördüm. Herkes hızlı karar verirken o detayları inceliyor, kimsenin düşünmediği riskleri fark ediyordu.
Sessizliği aslında ilgisizlik değil, farklı bir çalışma biçimiydi.
O gün kendime şunu söyledim: “Bir insanı ilk izlenimle değerlendirmek ne kadar kolay, gerçekten tanımak ise ne kadar emek istiyor.”
İş hayatında yapılan araştırmalar da çalışanların kendilerini değerli ve kabul edilmiş hissetmelerinin motivasyon üzerinde önemli etkisi olduğunu gösteriyor. Çalışan bağlılığı üzerine yapılan birçok raporda, güvenli ve destekleyici iş ortamlarının performansı olumlu etkilediği belirtiliyor.
Çünkü insan sadece maaş aldığı yerde değil, kendisi olarak var olabildiği yerde de üretken olur.
Farklılıklarımız İnsan Olmanın Bir Parçasıdır
Bazen insanları kabul etmekte zorlanmamızın nedeni farklılıklardır.
Farklı düşünceler, farklı yaşam tarzları, farklı alışkanlıklar…
Ama biraz düşündüğümüzde hepimizin hayatında bizi olduğumuz kişi yapan farklılıklar olduğunu görebiliriz.
Ben çocukken çok hassas biriydim. Küçük şeylerden etkilenirdim. Bazı insanlar bunu gereksiz duygusallık olarak görürdü. Yıllar sonra bunun aslında bir zayıflık değil, insanları anlamamı sağlayan bir özellik olduğunu fark ettim.
Herkesin kendine ait bir tarafı vardır.
Bir insanın güçlü olduğu nokta başka birinin zayıf olduğu nokta olabilir. Birinin hızlı karar vermesi avantajken, başka birinin detaycı olması avantaj olabilir.
Hayatın güzelliği biraz da bu farklılıklardan gelir.
Birini Olduğu Gibi Kabul Etmek İlişkileri Nasıl Değiştirir?
İnsan kendisini sürekli değiştirmeye çalışan kişilerle uzun süre rahat hissedemez.
Sürekli eleştirilen, sürekli eksikleri hatırlatılan biri zamanla kendisini korumaya başlar. Düşüncelerini saklar, duygularını paylaşmaz.
Buna karşılık kabul gördüğünü hisseden kişi daha açık olur.
Bir arkadaşım yıllar önce bana şunu söylemişti:
“Yanında kendim gibi davranabildiğim insanlarla daha huzurluyum.”
Bu cümle çok basit görünse de aslında ilişkilerin temelini anlatıyor.
Bir insanın yanında maske takmak zorunda kalmaması büyük bir güven duygusudur.
Aile ilişkilerinde, arkadaşlıklarda ve iş hayatında gerçek bağların oluşması için insanlar önce görüldüklerini hissetmek ister.
Günlük Hayatta Birini Kabul Etmenin Küçük Yolları
Birini olduğu gibi kabul etmek büyük sözlerden değil, küçük davranışlardan başlar.
Bir insan konuşurken gerçekten dinlemek…
Hemen cevap vermek yerine anlamaya çalışmak…
Farklı düşüncelere saygı göstermek…
Birinin geçmişindeki hataları sürekli önüne koymamak…
Bazen sadece “Seni anlıyorum” diyebilmek bile büyük bir etkidir.
İnsanların çoğu mükemmel olmadığını zaten biliyor. Asıl ihtiyaç duydukları şey, kusurlarıyla birlikte değerli olduklarını hissetmek.
Ankara’da Bir Akşam ve Kendime Verdiğim Söz
Geçen yıl Ankara’da sakin bir akşam yürüyüşü yaparken çocukluğumu düşündüm. Apartmanın önünde oturan küçük halimi, insanları anlamaya çalışan o çocuğu hatırladım.
Yıllar içinde çok şey değişti ama bir şey aynı kaldı: İnsanları anlamaya duyduğum merak.
Defterime şu cümleyi yazdım:
“İnsanları değiştirmeye çalışmadan önce onları tanımaya çalış.”
Çünkü birini olduğu gibi kabul etmek, sadece karşımızdaki kişiye verdiğimiz bir değer değildir. Aynı zamanda kendimize de yaptığımız bir iyiliktir.
Başkalarını sürekli değiştirmeye çalışan biri, çoğu zaman hayatı kontrol etmeye çalışır. Oysa insanlar kontrol edilecek varlıklar değil, anlaşılacak hikâyelerdir.
Herkesin içinde görünmeyen mücadeleler, anlatılmamış anılar ve kimsenin bilmediği yaralar vardır.
Birini olduğu gibi kabul etmek nedir sorusunun benim için en gerçek cevabı şudur:
Bir insanın sadece bize gösterdiği tarafını değil, bütün hikâyesini görmeye çalışmaktır.
Onu kusursuz olduğu için değil, insan olduğu için değerli bulmaktır.
Belki de dünyayı daha yaşanabilir yapan şey, herkesin birbirine benzemesi değil; farklılıklarımızla birlikte kabul görebilmemizdir.
Benzer Bir Yazı: Birincil korunma nedir ?