Özbekistan Gece Hayatı: Kaybolan Bir Gecenin Ardında
Geceyi çok severim. Kayseri’nin sessiz, soğuk sokaklarında yalnız başıma yürürken bile, geceye dair bir şey beni hep içine çekerdi. Ama geçen yaz Özbekistan’a seyahatim, gece hayatını ve bu hayatın getirdiği duyguları daha önce hiç olmadığı kadar derinlemesine hissetmeme neden oldu. Geceyi bir yerlerde kaybettiğimi hissettim, ama o kaybolmuşluğu bulmak da bir o kadar heyecan vericiydi.
Bir Gecede Bambaşka Bir Dünyaya Adım Atmak
Özbekistan’ın başkenti Taşkent’e vardım ve geceyi sabah etmeye niyetim yoktu. İlk defa bir yabancı ülkede, üstelik Orta Asya’nın o büyülü atmosferinde geceyi keşfedecektim. Otel odama yerleşip biraz dinlendikten sonra, haritama göz attım ve şehrin gece hayatının nerede canlı olduğunu araştırmaya başladım. Birçok kafe, bar, kulüp öneriliyordu ama bir türlü içimden hangisine gitmem gerektiğine karar veremedim.
Sokakta yürürken, etrafımda dikkatimi çeken şey, kalabalığın ne kadar sakin ve huzurlu olduğuydu. Bir yanda alışveriş yapan insanlar, diğer yanda ise kafelerde dostlarıyla sohbet eden gençler… O kadar fazla huzur vardı ki, hiç kimse geceyi gerçekten yaşamıyor gibiydi. Tam o sırada bir taksiye binip, meşhur bir gece kulübüne gitmeye karar verdim. Heyecanlıydım ama bir yandan da tedirgindim. Acaba gerçek gece hayatı nasıldır?
Gecenin İçinde Kaybolan Ben
Kulüp oldukça büyük ve kalabalıktı. Ama şaşırtıcı bir şekilde, herkes kendi köşesinde, bir arada ama bir o kadar da yalnız gibi duruyordu. Müzik oldukça yüksek, ışıklar oldukça parlaktı. Bir masaya oturduk, ve bir bardağın içine dökülen alkollü içkiyi yudumlamaya başladım. Bir anda gece hayatının gerçek anlamı sanki kayboldu, bir boşlukta buldum kendimi. O kadar çok kişi vardı ama hiçbiriyle gerçek anlamda bir bağ kuramıyordum.
Özbekistan gece hayatı, tam olarak beklediğim gibi değildi. Bir yerde bir eksiklik vardı. İnsanlar birbirlerine yabancı gibiydi, sanki o an orada bir arada bulunuyor olsalar da, ruhsal bir mesafe vardı. Bir süre sonra, dans etmeye başladım ama insanlar sanki birbirlerini sadece fiziksel olarak tanıyordu. Kimse kimseye bakmıyordu, kimse birbirine gülmüyordu. Geceyi, yalnızca bir sosyal etkileşim olarak yaşayan bir toplumun parçası gibi hissettim.
Birden, bir grup Özbek genci yanımıza geldi. Güleryüzlü, içten, kendilerine özgü bir şekilde eğleniyorlar, bir yandan da sosyal bir atmosfer yaratıyorlardı. Birkaç dakika içinde onlarla kaynaştım, sohbet etmeye başladık. İşte o an geceyi gerçekten hissetmeye başladım. Bu insanların, bu gençlerin ruhunda bir çeşit samimiyet vardı. Bir araya gelip gerçekten eğleniyorlar, belki de bu kaybolmuş duyguyu birlikte buluyorlar gibiydi. Özbekistan gece hayatı, aslında biraz da bu anlarda saklıydı: anlık bir bağlantı, bir kırılma noktası. Geceyi değil, o samimiyeti yaşamak gerekiyordu.
Bir Gecede Çıkan Sonuçlar
Geceyi sabah etmeye karar verdim ama bir şeyler eksikti. Taşkent’teki kulübün ortamı, görsel olarak gerçekten çok etkileyiciydi. Ancak ruhsal anlamda bir boşluk hissettim. Belki de gece hayatı sadece dışarıdaki kalabalıkla ilgili değildir; insanın içinde yaşaması gereken bir duygu meselesidir. O gece, aslında geceyi değil, insanları anlamaya çalışıyordum. Özbekistan gece hayatı, beni bir parça hayal kırıklığına uğrattı ama aynı zamanda da düşündürdü. Gerçek eğlencenin, yüzeyin ötesinde, daha derinlerde bir yerde olduğunu fark ettim.
O gece, Özbekistan’daki gençlerin, zamanla birbirlerine daha yakın olmayı başardığını görmek, bana başka bir umut verdi. Geceyi bir yerde kaybedebilirim ama bir başkasının yanında kaybolmamışken, başka bir dünyada bulabilirim. Birçok kültür gibi, Özbekistan’ın gece hayatı da yüzeyde farklı görünebilir, ama insanlar birbirleriyle daha yakın olduklarında, o gece hayatı daha bir anlam kazanıyordu.