Leğen Kemiğinin Türü Nedir?
Kayseri’nin soğuk bir akşamında, şehri karanlık göğüyle izlerken, kendimi birden hastaneye gitme kararı almak üzere buldum. Bu karar, aslında günlerdir içimi kemiren bir soru yüzündendi. “Leğen kemiği nedir?” diye düşünüp duruyordum. Bütün vücudumun içinde, yanlış bir şeylerin olup olmadığını hissediyordum. O an aklımda tek bir şey vardı: Beni anlamadığımı hissediyorum…
Hayatımda çoğu zaman başıma gelen şeyleri mantıklı bir şekilde kavrayabiliyorum ama bazen öyle bir an gelir ki, her şey seni savunmasız bırakır. İşte o anlardan biriydi bu. İçimdeki belirsizlikleri, sızlayan vücudumu, her şeyin ötesinde bir şekilde hissetmeye başladım. O gün, Kayseri’nin soğuk ve kasvetli akşamında, bir hastaneye adım atmak zorunda kaldım.
Bir Anlık Korku
Hastaneye gitmek, gerçekten zor bir adımdı. Sağlık konuları bana hep korku salmıştır. Kafamda sorular, sıkışan bir boşluk gibi büyüyordu. “Leğen kemiği nedir?” sorusuyla kafamda bir düğüm oluşmuştu. Vücudumun her bir parçasına göz attım. Belki de bu kemik hakkında bir şey öğrenmek, içimdeki kaygıyı bir nebze olsun hafifletecekti. Ama bilmiyordum. Gözlerimi kapatıp, derin bir nefes aldım. Korkularım, tedirginliklerim ve belirsizliklerim hep yanımdaydı.
Bir doktor beni odasına çağırdı. Odaya girdiğimde her şey biraz daha gerçek olmaya başladı. Gözleri, sakin ama kararlıydı. Hızla konuştu ama içimden bir şey beni durduruyordu. “Leğen kemiği nedir?” diye düşündüm, ama ağzımdan tek bir kelime çıkmıyordu.
Leğen Kemiği Hakkında Bilmediklerim
Doktor konuşmaya başladı: “Leğen kemiği, pelvis olarak da bilinen, vücudumuzun bel kısmında yer alan, bacaklarımızı destekleyen önemli bir yapıdır. İnsan anatomisinde, genellikle dört büyük kemiğin birleşiminden oluşur. Bunlar, sağ ve sol leğen kemiği, kuyruk sokumu ve sırt kemiğiyle birleşir. Yani, en basit haliyle, leğen kemiği vücudumuzun alt kısmını hem destekler hem de korur.”
O an bir şeyler içimde aydınlanmaya başladı. Bir yerlerde bir şeyler çözülüyordu. Sadece bu kemik hakkında bilgi almakla kalmadım, aslında bedenimi daha yakından tanımaya başladım. Hayat bazen, sadece vücudumuzu değil, zihnimizi de keşfetmek üzerine kurulu. Bir kemik, hayatın tüm derinliklerini bana hissettirdi.
Bunu fark ettiğimde bir an için kalbim hızla çarpmaya başladı. Bazen bir soru, insanı daha iyi anlamak için önemli bir anahtardır. O anda, Leğen kemiği nedir? sorusu, sadece vücudum hakkında değil, aslında hayatım hakkında da derinlemesine düşünmeme neden oldu.
Kendi İçimdeki Kaygıyı Yenmek
Hastaneden çıktığımda, zihnimde hala düşüncelerim vardı. Kayseri’nin karanlık sokaklarında yürürken, kendi içimdeki kaygıyı biraz daha iyi anladım. Belki de vücudumu ve içimdeki duyguları anlamaya çalışmak, beni biraz daha iyi hissettirebilirdi. Leğen kemiği gibi, hayatın içinde her bir şeyin bir yeri vardı ve tüm bu yerler bir şekilde birbirine bağlıydı.
İçimdeki kaygıyı, vücudumun farklı yerlerinde gördüğüm bir yansıma olarak hissediyordum. Bir kemik, bir parça, bir his… Bunlar birbirine karışıyordu. Sadece bu soru, bana hayatımı sorgulatmakla kalmadı; aynı zamanda içimdeki kaygılarla barış yapmayı, onları kabul etmeyi öğretti.
O gün, Kayseri’nin soğuk akşamında, bir hastane odasında öğrendiğim şey, belki de insanın kendini daha yakından tanıması gerektiğiydi. Bazen içindeki kaygılarla yüzleşmek, onları görmek ve kabul etmek, aslında en iyi çözüm oluyordu.
Bir Şeyin Bittiği Yerde
Geceyi tamamladıktan sonra, içimdeki soru kaybolmuştu. Leğen kemiği hakkında öğrendiklerim, bana sadece bir kemikten çok daha fazlasını düşündürmüştü. Bu yazıyı yazarken de aklımdan geçiyor, kendi içimdeki kaygılarla nasıl başa çıktığımı düşünüyorum. Belki de bazen, küçük bir şeyin üzerine giderek, daha büyük bir anlam bulabiliriz.
Kayseri’nin soğuk havası, bu defa bana yabancı değildi. O soğukla, içimdeki sıcaklık arasında bir denge bulmuştum. Leğen kemiği, sadece bir kemik olmanın ötesindeydi; o an bana, bedenin ve ruhun nasıl birbirine bağlı olduğunu gösterdi.
Her şeyin bir anlamı var, diyorum. Leğen kemiğinin türü, belki de bu hikâyeyi yazarken bana hayatta neyin önemli olduğunu anlamama yardımcı oldu. Kendimi daha iyi tanıyabilmek için bazen sadece sorular sormak gerekiyor. Sadece vücudumu değil, içimdeki duyguları da keşfederek daha derin bir anlam arayışına çıktım. Ve her gün, kendimi bir adım daha fazla tanıyıp, daha çok hissederek yaşamak istiyorum.