Kısmi Dava Islah ile Belirsiz Alacak Davasına Dönüşür Mü?
Hadi gelin, hukuk dünyasında sıkça karşılaştığımız ama çoğu zaman kafa karıştıran bir soruya el atalım: Kısmi dava ıslah ile belirsiz alacak davasına dönüşür mü? Bunu anlamak için önce kısmi dava nedir, belirsiz alacak davası nedir diye biraz kafa yoralım. Çünkü “kısmi dava” ve “belirsiz alacak” terimlerini birbirine karıştırmamak, bir avukat için bile zaman zaman zor olabilir. Ama burada mesele, teknik terimlerin ötesinde, biraz daha derin bir analiz yapmayı gerektiriyor. Şimdi, bu konuda ne düşündüğümü dürüstçe paylaşmak istiyorum. Hazırsanız, başlayalım.
Kısmi Dava ve Islah: Ne İşe Yarar, Ne Zaman Kullanılır?
Öncelikle, kısmi dava dediğimizde, davacının bütün alacağını talep etmediği, belirli bir kısmını talep ettiği durumları anlıyoruz. Yani bir anlamda, “benim hakkım olanın tamamını istemiyorum, şu kadarını istiyorum” demek gibi bir şey. Kısmi dava, genelde davanın uzamasını istemeyen, hızlı sonuç almak isteyen kişiler tarafından tercih edilir. Ancak burada da hemen bir sorun çıkıyor: Davanın konusu tamamen net değilse, kısmi dava yapmanın ne kadar mantıklı olduğuna karar vermek zor. Çünkü belli bir alacak miktarının netleşmediği durumlarda, bir kısmi dava ne kadar sağlıklı olabilir?
İşte burada, kısmi dava ıslahı devreye giriyor. Dava açıldığında belki tüm alacak miktarı tam olarak bilinmeyebilir. Ya da dava açılırken belirli bir miktar belirtilmiş, ama sonra davanın ilerleyen aşamalarında daha fazla alacak çıkmış olabilir. Kısmi dava ıslah, bu noktada devreye girer. Yani, dava sürecinde değişiklik yaparak, davacının alacak miktarını artırması mümkün olur. Ancak bu noktada bazı dikkat edilmesi gereken hususlar var: Islah, davanın türünü değiştirmez. Yani kısmi dava ıslah ile bir belirsiz alacak davasına dönüşmesi beklenemez. Ama ne kadar net olabilir ki bu?
Belirsiz Alacak Davası: Gerçekten Belirsiz Mi?
Şimdi bir de belirsiz alacak davası var. Bu dava türünde, alacak miktarının başlangıçta belirlenmediği, yani taraflarca bir rakam konmadığı bir dava açılır. Yani, alacak miktarı belirli bir tarihe kadar hesaplanır ve kesinleşir. Buradaki temel fark, kısmi davanın aksine, alacak miktarının tam olarak bilinmemesidir. Burada da işler bir miktar karışabiliyor, çünkü dava sürecinde alacak miktarının belirlenmesi gerekiyor. Ama mesele şu ki, belirsiz alacak davası ile kısmi dava ıslahı arasında ciddi bir fark var. Dava türü değişmiş olur mu? Bence hayır. Ama pek çok hukukçu, bunun tam tersi görüşte. Şimdi soru şu: Gerçekten belirsiz alacak davası açmanın avantajı ne?
Kısmi Dava Islahı ile Belirsiz Alacak Davasına Dönüşme: Güçlü ve Zayıf Yönler
Güçlü Yönler: Davanın Esnekliği
Kısmi dava ıslahının en güçlü yönü, davacının dava süreci içerisinde alacak miktarını revize edebilmesidir. Belirsiz alacak davasına dönüşebilmesinin önündeki engellerin başında, “davanın türü” meselesi geliyor. Birçok durumda, bu türdeki davalar, mahkemenin kararına göre şekillenir. Dava sürecinde alacak miktarı netleşebilir ve davacı, bu miktarı dava açılırken belirlemediği için bu noktada ıslah yoluna gidebilir. Yani bir nevi “olabilirlik” durumuyla karşı karşıya kalıyoruz. Islah sayesinde, durumu güncel tutabilmek mümkün olur. Bu da davacının avantajı olur.
Zayıf Yönler: Dava Türünün Değişmesi Mümkün Mü?
Peki ama burada bir sorun yok mu? Dava türü değişebilir mi? İşte burada işler karışıyor. Kısmi dava ıslahı, belirsiz alacak davasına dönüşecekse, dosyanın baştan sona yeniden değerlendirilmesi gerekebilir. Bu da zaman kaybı ve ilginç kararlarla sonuçlanabilir. Hani diyelim ki bir avukat, “Bu dava kısmi dava değil, belirsiz alacak davasıdır” diyebilir ve bunu kabul ettirirse, dosya daha uzun bir süre devam edebilir. Kısmi dava ve belirsiz alacak davasının sınırları birbirine çok yakın olsa da, ikisi de hukuken ayrı kategorilerde değerlendirilir. Yani, belirsiz alacak davası diye bir şey açıldıysa, işin içine yeni bir hesaplama, yeni bir talep girebilir. O zaman her şey karmaşıklaşır.
Sonuç: Kısmi Dava Islahı ile Belirsiz Alacak Davası Arasında Ne Olur?
Bence bu konuda kesin bir çizgi çekmek zor. Kısmi dava ıslahı ile belirsiz alacak davasına dönüşmek teorik olarak mümkündür, fakat pratikte bu her zaman mümkün olmayabilir. Ayrıca, bu geçişin getireceği belirsizlik, davanın taraflarını zor durumda bırakabilir. Zaten hukuk dünyasında çoğu şey “görüşe bağlı”, değil mi? Kısmi dava ıslahı ile belirsiz alacak davasına dönüşmek mümkün olsa da, bunu yaparken her iki tarafın da dikkatli olması gerekir. Sonuçta, “gerçekten” belirsiz alacak davası ile kısmi dava arasında büyük farklar var. Kim bilir, belki bir gün bu konuda daha net bir yasal düzenleme yapılır ve her şey daha belirgin hale gelir. Ama şimdilik, bu karmaşıklıkta kaybolmamak için herkesin doğru bir strateji belirlemesi gerek.